Merhaba sevgili tumblr kullanıcısı.
Ben Ece.
Tumblr'ımı aldıktan sonraki ilk 3 ay hiçbirşey paylaşmadım, sonra gün geldi, now I'm addicted.
Köpeklere karşı aşırı bir sempatim var.
Annemin memleketine gittiği ve babamla yanlız kaldığım bir tatilden beri pizzaya olan sevgimi kaybetmiş durumdayım.
Aşka inanmıyorum. İnanıyorum, ancak yaşım gereği bir erkeğe sanki evlenecekmişizcesine bağlanmanın mantığını zihnim kurabilmiş değil, benim aşkım en yakın arkadaşlarıma ve ailemedir, ve bu gerçekten aşktır benim için.
Adana doğumluyum, annem Osmaniye'li, babam İzmir'li, Ankara'da büyüdüm, son 10 senedir İstanbul'da yaşıyorum. Her senemin 1 ayı İzmir'de geçer. Yani nereli olduğumu bilmiyorum, sormayın. Ama bu konuda bildiğim tek bir şey varsa doğma büyüme Terakkiliyim.
Arada yazarım. Eski defterlerimin arkaları yazı doludur, ama kimseye söylemem, kimse bilmez.
Derslerime aşırı yüklendiğim doğrudur, her ne kadar "Şimdi çalış gelecekte rahatlarsın." cümlesinin masal olduğunu bilsem de çalışmak beni rahatlatıyor. Bu yüzden tatillerde sıkıntıdan evde fır dönerim, annem de beni yollayacak yer arar.
Kiloluyum. Yani, belim normal bir durumda olsada arkamda kendim kadar bir de popom var. Ve nasıl olursa, tartıdaki değer arttıkça insanlar incelmişsin der, değer azaldıkça da iğrençleşirim. Insanlar senin boyun var ama deseler de yalan atmayın, gayet de kiloluyum, ama bir şey yediğim de yok, nasıl oluyor bilmiyorum.
Organik manyağı olduğum doğrudur, ve GDO'lu gıdalara karşı büyük bir çatışmanın içindeyim. Markette aldığım her şeyin arkasını okurum, ve mısır, soya ve bunlardan üretilen şeyler için kendime verdiğim bir yememe sözüm vardır.
Hala küçük bir domuz kumbaram var, içine sadece 1 TL atarım hala, ama kullanmaya kıyamıyorum baya oldu orada.
Stabilo kalemlerle yazmak benim için bir aşktır. Derslere de böyle çalışırım. Aldığım notlarla doğrudan alakaları olduğunu biliyorum.
Tatlı yapmaya bayılırım.
Mario oyunları küçüklüğümün büyük bir parçası. Babamın İngiltere'den getirdiği küçük bir Gameboy ile başlayan Mario maceram hala devam etmekte, bitirmeyi de düşünmüyorum.
OneRepublic'in ünlü olmaması hem sevindirici hem üzüntü verici, insanlar bilmiyor, ama fazla iyiler, çelişkideyim.
5. sınıfta başlayıp bitirdiğim piyano hikayem, 3 sene sonra tekrar başladı. Ama bu sefer tek başıma yapmaya çalışıyorum, ama tekrar ders alabilirim, belli değil.
Küçüklüğümden beri küpe sevdam vardır ancak bu sene kulaklarımı deldirebildim. Hayatta yüzük takamam, elimden hemen çıkarır bir yerde unuturum.
Şarj aletleriyle ilgili bir sorunum var, neden bilmiyorum. Ama beni tanıyan bilir, sırf kasamadığım için 2 hafta telefonum şarjsız gezdiğim olmuştur.
Fotoğrafçılık eline kamerayı almakla ilgili değildir, o merceği gözün olarak benimsemektir. Kendimi o kadar görmesem de bir çırak olarak görüp, profesyonel makinelere hayranlık duyuyorum.
Burada yapacaklarıma gelirsek;
Pek sık bakamıyorum tumblr'ıma ama baktıkça yeni şeyler arıyorum. Ben de vintage tarzı şeyler hastasıyım. Müzik olarak da OneRepublic, James Blunt, Bruno Mars severim. Dear father'ımın verdiği son hediyeyle dünyayı çekmek hevesindeyim, fotoğraf çekmeyi popülarite olarak değil, sevgi, hastalık olarak görüyorum. Bilen bilir. Çok konuştum, susmayı bilmek gerek.